Kerem Çiftçi yazdı: Politik psikoloji özel savaşın toplumu biçimlendirme aracıdır

2553
Türkiye güncelinde eğitimli cehaleti bir kitle/toplum imha silahına dönüştüren özel psikolojik savaş operasyonları kesintisiz sürüyor Türk toplumunu militan faşizmin peşinde sürükleyen ısmarlama ruh hali işte bu mekanizma tarafından yaratılıyor. Sefalet koşullarının yarattığı, sorgulamayan bir demokrasiyi istila projesinin asla masum olmayan kamusal alan işgalcileriyle yüz yüzeyiz. Cehalete umut satan ve güçlendikçe kırılma yaratan mekanizma aynı senaristin elinde. Faşizme popülarite kazandıran sinsi bir demokrasi düşmanı ve karma demagoglar düzeni var karşımızda. Demokrasi taşıyıcı kitlesel reflekslerden korkan Ergenekon ve teokratik zihniyetin iktidar üst akılı, toplumsal korku kaosunu derinleştiriyor!

Étienne Balibar buna “Kitlelerin hissettiği korku; ama aynı zamanda kitlelerin, siyaseten yönetme veya eylemde bulunma mevkiinde bulunanlarda, yani devlette, yol açtığı korku” diyor.

İnancı ulus devletin milliyetçilik sosu/zehiri haline getiren saplantılı kişilikler Ortadoğu’da bugün iktidardalar ve bu halklar açısından çok vahim bir durum. Toplumun zihinsel yönetimini/yönlendirilmesini siyaset psikolojisi üzerinden şekillendiren çok boyutlu bir tahakküm rejimi ile baş başadır korumasız kitleler. Politik psikoloji ideolojik bir iletişim aygıtı olarak toplumsal muhalefeti kontrol amaçlı kullanılmaktadır. Diktatörlük popülarizmi toplumsal mühendislikle topluma ilahi bir kader olarak tekrardan sunuluyor. Politik psikoloji Türkiye’de büyük ölçüde toplumsal algıyı manipüle ederek yönlendirme gücüne ulaşmış durumdadır. Sivil siyasetin ve sivil toplumun militan faşizmle imtihanı çetin geçeceğe benziyor. Farklı direniş kanallarını ve gündemlerini zamanında yaratamamışsanız muhalefet ettiğinizi sandığınız zaman bile aslında ona ve gündemine hizmet etmiş olursunuz gafilce! Sürecin toplumsal değişim/dönüşüm diyalektiğini iyi okumak gerekiyor! İran ve Türkiye’de Kürtlerin idam gündemleri bu minvalde paraleldir. Türkiye’de de idamlar aktifleşecektir. Toplum faşizm psikolojisini yaşıyor!

Sahi Spinoza’nın dediği gibi “Neden İnsanlar, sanki özgürlükleri İçin savaşırmışçasına, kölelikleri için savaşırlar?” Paradoks ve ironi de tam da burada saklı!

Kanımca ultra faşizmini tahlilde sürecin gerisine düşme riski çok yüksek! Kitlenin iletişim psikolojisi ve sosyal psikolojisi iyi okunamıyor, değişen ve dönüşen toplumsal dinamikler dikkate alınmıyor! Militan faşizmin hedefleri ve amaçları hafife alınıyor ve yüzeysel yaklaşılıyor. Ona denk bir karşı eylemsel hazırlığın olmadığını söylemek için de kâhin olmaya gerek yok! Eski bilindik alışkanlıklar yine ısrarla pratiğe ve davranışa yansıyor! Uyanmak ve uyarmak gerekiyor.

Kürt özgürlük mücadelesinin toplumsal tabanını “psikolojize” eden, ideolojik üretim merkezini “terörize” ederek her türlü soykırımı meşrulaştıran ve kirli yönelimlerin alt yapısını hazırlayan bir politik psikoloji merkezi Türkiye’de 1992’den beri aktiftir. Bu yapılanma günümüzde stratejik hedefler belirleme ve politik yönelim hamlelerini oluşturarak direkt bağlı olduğu merkeze/merkezlere sunuyor. Psikolojik harp yöntemlerini Kürt özgürlük hareketi ve özgürlük taşıyıcısı olan demokratik kitlesi üzerinde bir siyasete dönüştüren ve meşrulaştıran bu yapılanmaya karşı uyanık olunmalıdır. Türk siyasi tabanını bugün akademik kimlik adı altında egemen faşist siyasi iktidarın sivil uzantılarını eğiterek sürece hazırlamaktadırlar. Türk siyasetine faşizan bir karakter kazandıran bilişimci misyonerlerden oluşan ve dış destekli bir elit bileşenler organizasyonu var aktif alanda!

Kitlesel zihinsel davranışı yönetme/yönlendirme sinsi teknikleri kurumlaştırılarak kitlelerin istenen amaçlar doğrultusunda biçimlendirme/koşullandırma/çatıştırma/kutuplaştırma ve eyleme geçirmede ve de negatif etkileşim iletişiminde son derece etkindirler. Kamuoyunun tercihlerini etkileme amaçlı çekici kılıflara bürünmede ve politik çatışmaları yaratmada mahirdirler. Uzlaşmaya ve sorgulamaya dayalı toplumsal zemini hiç sevmezler. Demokratik siyasette eksik toplumsal siyasi temsil odaklarını yaratmaya bayılırlar!

Peki kesintisiz bu militan faşizan rejimin sistemli siyaset psikolojisine maruz kalan Kürt belleği nasıl bir zarar görüyor?  Kurumsal Önderi ve siyasi politik aktörleri ağır yönelim altında iken her şeyden önce kendisine uygulanan trajediyi kanıksıyor ve tepkisizleşiyor mu? Ana dilini yasaklayan, doğasını/dokusunu/kültürünü ve tarihini talan eden, Efrin’i, Cizre’yi, Sur’u, bodrumları, cezaevi denilen işkencehaneleri yaratan barbarizme boyun eğiyor/eğdiriliyor mu? Ve artık kamusal alandan bu kitlesel geri çekilişlerin nedenleri/sonuçlarıyla da yüzleşmemiz gerekiyor. “Kargaşa ve karanlığın anası kayıtsızlıktır” derken çok haklıdır Kant. Kürt halkı üzerinde oynanan oyun büyüktür ve derindir. O ölçüde ayık/uyanık olmak lazım. Finale giderken eksik temsili gideren ufuk menzili geniş olanlar ve direnişi uzun soluklu algılayanlar dimdik ayakta kalırlar.

Doğru değerlerlere ulaşma adına toplumsal farklılıklar adalet/vicdan ve ahlakla el ele vermedikçe insanlık bu örgütlü politik psikolojik savaş aygıtları karşısında sadece sürü psikolojisi ile güdülen, içi boş bir kadavradan farksız olacaktır. İnanç radikalizmini körükleyen ve örgütleyen şizofrenik bir politik psikoloji üst aklı sürekli karşıtlarının birbirine sadakat duygularını parçalamakla uğraşmaktadır.

Kürt özgürlük ve demokrasi hareketinin tüm dinamiklerine karşı çok yönlü ve amaçlı saldırı konsepti devrededir. Ultra faşizmin kamusal alanda cirit atması için politik psikoloji özel savaşın en etkin iletişim silahlarını şantaj/korku/şiddet/ eşliğinde deniyor.  Geçmişte Ermeni soykırımını meşrulaştıran politik psikoloji tezleri bugün Kürt özgürlük ve demokrasi bileşenlerine karşı yeniden ambalajlanarak piyasaya çıkarılıyor. Militan faşizm zayıf alan olarak da gördüğü demokratik siyaset temsil alanını toplumsal mücadeleyi çözme/diz çökertme/tasfiye etmek için kendisine birincil hedef olarak seçmiş durumda. Kürt demokrasi orjinli özgürlük muhalefetinin sahip olduğu potansiyel ürküntü yaratıyor ve bir türlü durdurulamıyor lakin final anı yaklaşıyor!

Geciken toplumsal öz savunmaya dayalı önlemler/öz güven eksikliği ve ötelenen hesap verebilirlik mekanizmaları olası riskleri daha da büyütüyor. Oysa acilen toparlanmak ve tabanda ideolojik politik bir öz yeterlilik/örgütlülük yaratmak gerekiyor! Demokratik siyasetin varsa eğer strateji ve taktiğini teorik söylemlerle değil artık kamusal alanda pratikte sergilemesi lazım! Özgüvene ve öz savunmaya dayalı umudu büyütmek için tüm şartlar uygun ve umut ultra faşizme karşı politik çatışmayı göze alan Apoist çabaya gülüyor! Efrin de Güneş yeniden doğuyor ve Özgür Kürdistanı müjdeliyor.

  • “Bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa, gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder”. G.Orwell -1984-

KEREM ÇİFTÇİ  – ARYEN HABER