Temelli: Türkiye Suriye’den bütün askerleri güçlerini çekerek içerde ve dışarda Kürtlerle barışı sağlamalıdır

1027

Beraberindeki heyet ile Almanya temaslarını sürdüren HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, güncel gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Temelli’nin Almanya Parlamentosu Basın Konferansı Bürosu’nda yaptığı basın toplantısında şu başlıklar öne çıktı:

İlişkiler iktisadi sınırları aşarak demokratik esaslar üzerinden gelişmeli

Bu basın toplantısı vesilesi ile temaslarımız hakkında ve siyasi gelişmeler hakkında sizlere heyet adına bilgiler sunacağım. 3 günlük Almanya seyahatimiz dün başladı. Siyasi partiler ve vakıflarla bir araya geldik. Görüşmelerimiz devam edecek hükümet yetkilileri ile de görüşmeyi umuyoruz. Bu seyahati önemli buluyoruz. Türkiye-Almanya ilişkilerinin önümüzdeki süreçlerde önemli rol oynayacağını biliyoruz. Türkiye-Almanya ilişkilerinin belli ekonomik sınırlara sıkıştırılması ve mültecilere endekslenmesini aşmak ve demokratik esaslar üzerinden gelişmesine katkı sunmak için buradayız.

Türkiye’de yaşanan demokrasi krizidir

Türkiye ekonomisi krizlidir, çok ciddi bir şekilde dar boğazdadır, ama Türkiye’deki ekonomi kadar çok daha başka krizler de mevcuttur. Türkiye’de siyasi ve toplumsal kriz yaşanmaktadır. Türkiye topyekun, çoklu bir krize sürüklenmiştir. Biz tüm bu krizi demokrasi krizi olarak açıklıyoruz. Bu krizden çıkış yolu olarak da Türkiye’nin demokratikleşmesini görüyoruz. Bugünkü iktidar, meseleyi sadece iktisadi kriz olarak ele almakta ve kökenini de dışarıda aramaktadır. Oysa Türkiye’deki iktisadi krizin temel sebebi Türkiye’de uzun süredir uygulanan Neo-liberal politikalardır. Diğer taraftan Türkiye uzun süredir siyasi krizin içinde boğulmaktadır.

Barış sürecinin bitmesi otoriter rejimi yarattı

Özellikle barış sürecinin, çözüm sürecinin sonlanması ile başlayan bu siyasi kriz,Türkiye’yi içinden çıkılamaz bir baskı ve otoriter rejime doğru sürüklemiştir. Türkiye 2015 yazından itibaren hızla demokratikleşmeden uzaklaşmış, demokratik yapıları ve demokratik siyaseti tasfiye etmeye kalkmıştır. İstisna bir durum olan OHAL, Türkiye’de neredeyse olağanlaşmıştır. İki yıl boyunca OHAL rejimi altında yaşayan Türkiye, OHAL kaldırıldıktan sonra yeni bir OHAL rejimi inşa edilmiştir. Bu otoriter rejimin mağdurlarının başında Kürt halkı gelmektedir. Ama artık sadece Kürt halkı değil, emekçiler, kadınlar topyekun bir şekilde Türkiye halkları bu rejimin mağdurudurlar. Baskı her geçen gün artmakta, her türlü demokratik hak kullanımı engellenmektedir. Bunun en büyük mağdurlarından biri de partimdir, HDP’lilerdir. 26’ıncı dönem vekillerimiz halen tutukludur, başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hiçbir haklı gerekçeye dayanmaksızın tutuklulukları sürmektedir. Onlarca belediye eş başkanı, yüzlerce partilimiz şuanda cezaevindedir. 27’inci dönem milletvekili seçilen Sayın Leyla Güven de halen cezaevindedir. HDP’nin bütün etkinlikleri engellenmekte, hatta parlamenterlerin serbest dolaşımına bile engel çıkarılmaktadır. Türkiye’deki bu baskı rejimi HDP’yi düşmanlaştırarak büyük bir toplumsal krize neden olmaktadır.

Ülkelerin Suriye politikasından kaygı duyuyoruz

Bir önemli başlık da Suriye konusudur. Bugün Suriye’de İdlib meselesi bütün dünya kamuoyunca tartışılmaktadır. Fakat henüz Suriye halkları lehine bir çözüm üretilememiştir. Afrin’de yaşananlar bu anlamıyla hepimize örnek olmalıdır. Bugün Afrin’de insanlık dramı yaşanmaktadır. Burada Êzidîler, Süryaniler, Arap Alevileri ve Afrin’deki Kürtler ve Türkmenler mağdur edilmişlerdir. Şimdi İdlib konusunda, ülkelerin, dış güçlerin, ABD’nin, Rusya’nın ve Türkiye’nin yaklaşımından kaygı duyuyoruz.

Çözüm halkların kendi geleceğini kurmasıdır

İdlib’de yaşayan insanların yaşam haklarını koruyacak Suriye halklarının kendi geleceklerini yaratacakları şekilde uluslararası kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz. Suriye’ye bir an önce barışın gelmesi, bölge ve Suriye halkları açısından acil ve büyük öneme sahiptir. Suriye’nin toprak bütünlüğü önemlidir, bu toprak bütünlüğü içinde Suriye’nin tarihsel ve kültürel dokusu esas alınacak şekilde tüm Suriye haklarını kapsayacak çözümler önceliğimizdir. Tıpkı Türkiye’deki barış mücadelemiz gibi Suriye’ye barışın gelmesi için her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.

Barış ve demokrasi perspektifi olmayan ilişkiler otoriterleşmeyi destekler

Bu çerçevede Almanya’daki temaslarımızda dostlarımıza konunun önemini anlattık. Suriye barışı Türkiye demokrasisi ve bu konuda atılacak adımlar Avrupa Birliği (AB) ve AB ülkeleri için büyük öneme sahiptir. Demokrasi ve barış perspektifini yitirmiş ilişkiler, savaşın, kaosun ve savaşın kalıcılaşmasına destek olan görüşmelerdir. Nasıl Suriye halkları barışın bir an önce tesis edilmesini bekliyorsa, Türkiye hakları da bir an önce demokrasinin tesis edilmesini bekliyor. Önümüzdeki dönem Türkiye Almanya ilişkilerinin bu minvalde gelişmesi bizim için büyük önem taşımaktadır. Hükümet demokratikleşmeden kaçarak sadece iktisadi alan üzerinden ilişkileri geliştirmenin peşinde. Hükümetlerin topluma duyarsız bu yaklaşımları hem Türkiye hem de Almanya toplumunun birbiriyle kuracağı sağlıklı ilişkiler de gerekli karşı çıkışı yaratabilir.

Önemli olan toplumsal ilişkilerdir

Toplumlar arası, partiler arası ve sivil kurumlar arası dayanışma bu süreçte büyük önem arz ediyor. Türkiye-Almanya ilişkileri bunu geliştirmeye en müsait ilişkilerdir. Çok sayıda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Türkler, Kürtler Almanya’da yaşıyorlar. Bu ilişkileri gerçekleştirecek ve bunu kurabilecek daha demokratik bir Avrupa, daha demokratik bir Türkiye ve dünya için birlikte mücadele etmeliyiz. Eğer bunu bugün başaramazsak Türkiye’deki otoriter rejim yoluna devam ettiği sürece Almanya’da otoriter ve ırkçı eğilimler artmaya devam edecektir. Bu bağlamda Türkiye Almanya ilişkileri hala büyük önem taşımakta, Kopenhag Kriterleri hala önemli bir yerde durmaktadır. AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı hala kritik bir önemde. Bunlar yeni dönem ilişkileri için başlangıç kriteri olarak masada olmalıdır. Mülteciler vize pazarlığı gibi değil ama demokratik kriterler üzerinden bir üyelik ilişkisine ihtiyacımız var.

Merkel Türkiye’deki otoriterleşmeye destek sunmuştur

Soru: HDP ile Hükümet arasında görüşme var mı? Erdoğan, Alman Hükümeti’nden hangi taleplerde bulunacak?

Yarınki programımız içinde Hükümet’ten Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı’ndan randevularımız var. Bunlarla ilgili görüşmelerin gerçekleşmesini umuyoruz. İkinci soru Erdoğan-Merkel görüşmesinde ağırlıklı mesele iktisadi alanlarda yapılacaklara ilişkin. Türkiye ciddi bir finansal kriz yaşıyor. Öncelikle kısa vadeli bir fon arayışı var Türkiye’nin. Bu fon arayışının bir yöntemi olarak yeniden borçlanmak ki bu Türkiye için yüksek bir maliyeti ifade ediyor. Diğeri de Türkiye’de çeşitli yatırımların kredilendirilmesi. Biraz önce konuşmamda da ifade ettim, bütün görüşmelerin buraya sıkıştırılması ne iktisadi sorunları ne de biraz önce ifade ettiğim diğer sorunları çözer. Bir başka önemli başlık da tabiki mülteci sorunu. Özellikle İdlib’de ortaya çıkabilecek gelişmelere bağlı olarak yeni bir göç dalgasının Avrupa’da ciddi bir kaygı yarattığını biliyoruz. Bu konunun bir pazarlık meselesi olarak ele alınması, insan hakları ve mülteci haklarına aykırı bir tutumdur. İnsan hakları ve mülteci hakları konusunda uluslararası kamuoyunun çözüm üretmesi ve Birleşmiş Milletler’in konuya müdahil olması önceliğimizdir. Sayın Merkel’in bu hassasiyetleri dikkate almaksızın yaptığı ziyaretler, Türkiye’deki otoriter rejimin güçlenmesine destek olmuştur.

Türkiye mülteci kampına çevirerek sorunlar çözülmez

Soru: Türkiye’deki mültecilerin yaşadığı sorunlar neler?

Özellikle mülteci kadınların durumu son derece sorunlu. Mülteci çocuklar eğitim haklarından mahrumdur. Resmi rakamlara rağmen 3.5 milyon mülteciden bahsediliyor. Türkiye’de işsizlik, enflasyon var, yoksulluk çok yaygın. Böyle bir durumda mültecilerin mağduriyetleri derinleşiyor. Yeni gelecek mültecilerle beraber, bu sorun daha da derinleşecektir. Türkiye’yi bir mülteci kampına çevirerek bu sorunu çözmek mümkün değil. Suriye meselesi Almanya’nın, Avrupa’nın ve uluslararası kamuoyunun ortak meselesidir. Bu sorunun çözülmesinin adresi olarak Suriye’yi, Suriye halklarını görüyoruz.

Dış güçler çözüme destek verecek şekilde geri çekilmeli

Soru: İdlib’de HDP’nin pozisyonu nedir? HDP Türkiye’nin hem Afrin hem de İdlib’den tümden geri çekilmesini mi istiyor?

Sadece Türkiye değil, orada bulunan güçlerin tamamı çözüme fırsat verecek şekilde geri çekilmelidir. Suriye meselesinin çözümü Suriye halklarının iradesine bağlıdır. Buna İran, Rusya, ABD de dahil. Ama şunu da biliyoruz ki İdlib’de silahlı gruplar var. İdlib, çözümü bir katliama dönüşmeden bir yol bulunması önceliğimizdir.

Soru: Bir daha soruyorum. Türkiye bütün güçlerini Suriye’den çekmelidir mi?

Hükümetin temel tezleri Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasıdır ve bu yüzden oradan çekilmelidir. İkinci adım da Türkiye’nin içeride ve dışarıda Kürtlerle bir barışı sağlamasıdır.(HABER MERKEZİ)